1 Eylül üzerine: Barış ve direniş / Ulaş Kaya

1 Eylül 1939 tarihinde Hitler Almanya’sının Polonya’ya saldırısıyla başlayan II. Emperyalist Paylaşım Savaşı, Avrupa başta olmak üzere büyük bir yıkıma neden oldu.

67 milyon insan yaşamını yitirdi, şehirler viraneye döndü. Hitler, 6 milyon Yahudi’yi gaz odalarında katletti. Tüm Avrupa ülkelerini denetimi altına alan, işgal eden Alman ordusu, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’ne de saldırdı. Sovyet Kızıl Ordusu Hitler’in ordusunu Stalingrad’da bozguna uğrattı. Gerisin geri kaçan Hitler’in ordusunu takip eden Kızıl Ordu, 8 Mayıs 1945 tarihinde Hitler Almanya’sının başkenti Berlin’de kızıl bayrağı parlamento binasında göndere çekince savaş sona erdi.

  1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda yaşanan büyük acı ve yıkımın bir kez daha tekrarlanmaması için SSCB tarafından dünya barışına katkı olması adına 1950 yılında, savaşın başlangıç tarihi olan 1 Eylül’ün “Dünya Barış Günü” olarak kutlanması önerilmiştir.

SSCB’nin önerisi ve bugünü unutturmak için bir süre sonra Birleşmiş Milletler bu tarihi değiştirdi ve BM Genel Kurulu 1981 yılında 21 Eylül tarihini “Barış Günü” ilan etti. Savaşlardaki insan ölümlerinin anısına dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretilip Japonya tarafından yaptırılan “Barış Çanı” her 21 Eylül’de BM merkezinde barış için çalınıyor (!)

SSCB’nin 1 Eylül Dünya Barış Günü sembolikti. SSCB, Çin Halk Cumhuriyeti ve diğer sosyalist ülkeler, kendilerine saldırılmadığı sürece hiçbir ülkeye saldırmama politikasına uygun olarak dünya barışını savundular.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutlayacağımız bugünlerde yanı başımızda Afganistan’da, Suriye’de, Libya’da, Dağlık Karabağ’da ve daha başka yerlerde bir trajedi yaşanmaktadır. ABD emperyalistleri, 11 Eylül saldırısının hemen ardından 7 Ekim 2001 tarihinde Afganistan’ı işgal etmiş, işgalin gerekçesini El-Kaide lideri Usame Bin Ladin’in yakalanması olarak açıklamıştı. 2002 yılında İngiltere ve ardından diğer NATO devletleri de işgale ortak oldular ve Afganistan’a asker gönderdiler.

TC devleti de Kore’de olduğu gibi işgale asker gönderdi. Böylece ABD ve İngiltere, Afganistan’ın yeraltı zenginliklerine el koymuş ve Afganistan’ın stratejik konumundan yararlanma fırsatını yakalamış oldular. “Özgürlük”, “demokrasi” adı altında düzenlenen işgal operasyonları, ülkenin felaketi haline geldi. İşgal boyunca sayısı bilinemeyen çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Gelinen noktada ülke yaşanamaz hale getirildi.

Bir yandan gerici Taliban baskısı ve saldırıları diğer yandan emperyalistlerin sömürü ve baskısı ülkeyi yaşanmaz hale getirdi. Yüzbinlerce insan, göç ederek dünyanın değişik coğrafyalarına dağıldı. 20 yılı bulan işgalin sonucunda ABD ve NATO üyesi devletler askerlerini Afganistan’dan çekti. Taliban’ın Kabil’e girmesiyle insanlar uçak kanatlarında-tekerlerinde ülkeyi terk etmek isterlerken düşerek, parçalanarak yaşamlarını yitirdiler.

Hepimiz bu vahşet görüntülerine tanık olduk. Emperyalist yağmacıların bir ülkeyi getirdikleri durumun içler acısı tablosuydu yaşananlar.

Kürtlere, Bölge Halkına Karşı Savaş Suçu İşleniyor!

1 Eylül Dünya Barış Günü’nü kutladığımız bugünlerde dünyanın yoksullarının yaşadığı coğrafyalarda savaş ve işgaller devam ediyor. Hemen yanı başımızda Suriye’de 2011 yılından bu yana devam eden vekalet savaşlarında yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi. 9 milyonun üzerinde Suriye vatandaşı mülteci konumuna düştü.

TC devleti, Suriye’de Kürt halkının yaşadığı toprakları işgal etti. Afrin’de halk yerinden edildi, göç ettirildi, katliama uğratıldı. Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik saldırı ve işgal devam ediyor. Suriye’de yaşanan savaşın, işgal ve katliamların sorumlusu emperyalist işgal güçleri ABD, Fransa, Almanya ve Rusya’dır. Emperyalistler deyim yerindeyse Suriye’yi bölüşmek için bu topraklara üşüştüler. TC devleti de “Yeni Osmanlıcılık” hayalleriyle bölgeye saldırdı ve işgal etti.

Rojava Devrimini boğmak için elinden her türlü saldırganlığı yaşama geçiren TC, Kürt halkına karşı işkence, zorla yerinden edilme gibi suçlar işlemektedir. Rojava topraklarını işgal eden TC devleti, Irak Kürdistanı’nda Medya Savunma Alanları’nı neredeyse her gün bombalıyor. Onlarca insan bu saldırılarda yaşamını yitirdi.

Kürt halkına karşı düşmanlığı bir politika haline getiren TC devleti, son olarak Şengal’i havadan bombaladı. 16 Ağustos’ta Şengal çarşısına saldırının ardından 17 Ağustos’ta Sikeniye Hastanesi’ne uçaklarla saldırı gerçekleştirdi. Hastaneye yönelik saldırıda hastalar, doktorlar, sağlık çalışanları, hastane güvenlik görevlileri olmak üzere 8 kişi katledildi. Askeri olarak hedeflenmesi yasaklanan hastanenin bombalanması ve 8 insanın yaşamını yitirmesine neden olan bu saldırı, Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesi’ne göre yargılanması gereken bir savaş suçudur.

Burada da başta Halepçe (ki sivil halka karşı kimyasal silah kullanılmıştı) olmak üzere bugüne kadar Kürt halkına karşı işlenen suçlara karşı sessiz kalan ve sorumluluklarını yerine getirmeyen uluslararası toplum kuruluşları suçludur.

Yine 2011 yılında başlayan Libya iç savaşında NATO destekli ABD, Fransa, İtalya ve Almanya, Libya’yı paylaşım savaşı devam ediyor. TC devleti de asker ve Suriye’den taşıdığı cihatçı çeteleriyle pay kapmak için Libya’da. Bu topraklarda da savaş suçları işleniyor.

Savaşların, Açlığın ve Yoksulluğun Sorumlusu Emperyalistler ve Uşaklarıdır!

Dünya, emperyalist kapitalistler tarafından talan ediliyor. Savaşların ve yoksulluğun sorumlusu bu sistemdir. Savaştan ve silahlanmadan beslenen emperyalist devletler, her fırsatta silahlanma bütçelerini artırırken diğer ülkeleri de silahlanmaya zorluyorlar. Emperyalist devletler körükledikleri savaşlarla, çıkardıkları gerilimlerle silah satışının artmasını hedefliyor ve kârlarına kâr katıyorlar.

TC devleti de Suriye’de, Libya’da, Dağlık Karabağ’da, Irak Kürdistanı’nda yürüttüğü savaş nedeniyle silaha en fazla yatırım yapan ülkeler arasındadır.

Emperyalist-kapitalist bir dünyada barıştan söz edemeyiz. Bizzat emperyalizmin varlığı savaşların başlıca sebebidir. Savaşların, yoksulluk ve açlığın sorumlusu emperyalist kapitalist sistemin kendisidir.

Silah üreticisi, savaş kışkırtıcısı emperyalist kapitalist güçlere karşı birleşik mücadele ile zafer kazanıp, dünyayı devrimlerle değiştirip, emekçiler-ezilenler açısından barış içerisinde yaşanacak hale getirmek için enternasyonal proletaryanın büyük öğretmeni Mao’nun dediği gibi; “Silahların ortadan kaldırılması için silaha sarılmaktan başka çare yoktur.”

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü