Barınma Hakkı için Mücadeleyi ve Dayanışmayı Büyütelim! / Hayrettin Bakış

“Temelde bu hareket tarzı öğrenci hareketinin önemli bir dinamiğini oluşturan üniversite dayanışmalarının örgütlenmesi açısından refleks kabiliyeti yüksek bir potansiyel sunarken süreci karşılama noktasında en açık olanaklarımızı ifade ediyor”

2020 yılının Mart ayında korona virüsün Türkiye’de görülmeye başlaması üzerine önce 3 hafta tatil edilen ardından uzaktan eğitim sürecine başlayan üniversiteler, bugün hibrit modeliyle yeniden yüz yüze eğitime başlıyor.

Bakanlıklar ve Cumhurbaşkanı’nın kendisi pandeminin başından bu yana öğrencilerin mağdur edilmeyeceğini iddia ederken aradan geçen iki yılın ardından öğrencilerin ihtiyaçları çerçevesinde tek bir adım dahi atılmadı.

Pandemi yasaklarının başlamasıyla bir gece yarısı yurtlarından çıkarılan binlerce öğrenci, otogarlarda izdiham yaşayarak ailesinin yanına dönmeye çalışmış, yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılmıştı. Yurtlar öğrencilere kapatılarak Covid-19 virüsünün bulaştığı insanların ücretli karantinaya alındığı otellere dönüştürülürken, öğrenciler pandemi sürecinde işsizlik-yoksulluk-güvencesizlik koşulları altında yaşamaya çalışarak, kiralarını ödeyemeyen milyonlarca insanla birlikte barınma sorunuyla boğuşmaya mahkum oldu.

Geçtiğimiz iki yıl boyunca niteliksiz eğitim, artan işsizlik, güvencesizlik öğrenciler açısından derinleşerek artarken barınma hakkının yoksunluğu sorun olmaya devam etti. AKP-MHP iktidarının eğitim politikası; akademik kadroda kıyım ve faşist kayyum atamaları gerçekleştirerek eğitimin niteliğini düşürürken alternatif her sesi bastırma saldırılarından ibaret kaldı.

Bugün üniversitelerin hibrit sistemiyle yeniden yüz yüze eğitime başladığı bir sürecin içerisinden geçiyoruz. YÖK, geçtiğimiz yılın başından bu yana uygulamalı dersleri yüz yüze diğer dersleri online yapacağını açıklıyordu.

Bu açıklamalar bu yıl tekrarlansa da somut olarak uygulamalı ve yer yer diğer derslerin yüz yüze eğitime başladığı bir dönemin içerisindeyiz. Pandemiden dolayı gerçekleşen ölümler geçtiğimiz yıl açıklanan rakamların üzerinde olsa da bu yıl böyle bir adım atılması emperyalist-kapitalist sistemin “çarklar dönsün” diyerek iki yıldır çözmediği Covid-19’u yaşamımızın bir parçası haline getirdiğini, pandemi yönetiminin değil sistem değişikliğinden başka alternatifimizin olmadığını bir kez daha göstermiş oldu.

Devlet, geçtiğimiz iki yıl boyunca şirketlere yardım paketleri açıklarken üniversite öğrencilerini bir gece yurttan çıkarıp sokağa atmak dışında bir adım atmadı. Bugün milyonlarca öğrencinin yeniden eğitim göreceği illere giderek yaşam alanını değiştireceği bir sürece kapı aralanıyor. Pandemi sürecinde artan enflasyona karşı halkın cebine giren ücretin sürekli eksilmesi, öğrenci burs ve kredilerinin sabit kalması, öğrenciler açısından açlığa varan bir ekonomik gerçeklik yarattı. Genç işsizlik oranı % 25’lere varırken üniversiteliler açısından istihdam sorununun yanısıra eğitim süreci boyunca alınan KYK borçlarıyla ayrı bir geleceksizlik dayatılıyor.

Milyonlarca Öğrenci Barınma Sorunuyla Karşı Karşıya

Üniversitelerin yüz yüze eğitime başlayacağı haberleriyle birlikte kiralar misliyle artırılarak öğrenciler müşteri olarak görülüyor. Yurt ücretlerine ve ev kiralarına yapılan zamlar öğrenciler açısından barınamamaktan başka anlam ifade etmiyor. Pandemi öncesi 2019 yılında 458 bin öğrenci ekonomik ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitim hayatını sonlandırırken bugün ekonomik krizin tırmanarak devam ettiği bir süreçte, katlanarak artan özel-devlet yurt ücretleri öğrencileri, ev kiraları öğrencilerin üzerine yıkılan bir enkaz durumunda.

İnsanın en temel ihtiyacı olan barınma hakkını temelden hedef alan emperyalist-kapitalist sistem, diğer temel haklar gibi halkın barınma hakkını gasp ederek varlığını koruyor. Pandeminin başından bu yana daha açık bir şekilde gördüğümüz üzere halkın, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin, mültecilerin, LGBTİ+ların, gençliğin, öğrencilerin bu sisteme karşı mücadele etmekten ve dayanışmaktan başka çaresi yok. Bugün kentsel dönüşüm adı altında emekçi mahallelerde halkın toprağını evini gasp ederek borçlandırarak zenginliğine zenginlik katan egemenler, öğrencileri müşteri olarak görüyor.

Devlet inşaat alanında yaptığı yatırımlarla halktan topladığı vergileri şirketlerin kasalarına akıtırken ülke çapında milyonlarca öğrencinin barınabileceği yurt kontenjanı bulunmuyor. KYK yurtlarına başvuran yüz binlerce öğrenci, sırada bekletilerek özel yurtlara ve öğrenci evlerine yönlendiriliyor. Fahiş, yurt ve kira ücretlerini karşılayamayan öğrenciler açısından eğitim hayatını sürdürmenin koşulu kalmıyor.

Barınamıyoruz!

Birçok kentte “Barınamıyoruz!” diyerek sokağa çıkan, gece sokakta, parklarda kalan barınma hakkı için mücadele eden öğrenciler bu soruna karşı ses çıkarmaya devam ediyor. Oluşan kamuoyu önemli bir dayanışma ve mücadele dinamiği açığa çıkarırken, devlet herhangi bir çözüm sunmamaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan öğrencilerin barınma sorunu olmadığını iddia ederken öğrencilere verilen 650 lira KYK burs-kredisi için “Elinize dizinize dursun!” diyerek beddua etti.

Halktan aldığı vergilerle şirketlerin kasasını doldururken öğrencilerin büyük bedeller ödeyerek kaldırttığı harç ücretlerini, burs kredi hakkını adeta bir lütufmuş gibi anlatmaya devam ediyor. Bunun yanı sıra CHP de sınıf kardeşi AKP’nin ağzıyla belediyeler eliyle devlet yurtlarının iki katı fiyatlarda 1000 kişilik yurt kontenjanı açarak yurtlarla öğrencilerin yurt sorununu çözeceğini iddia ediyor. Ancak ne AKP ne CHP ne de başka bir sistem partisi kazanımlarımızı lütuf olarak göstermekten başka bir çözüm vadetmiyor.

Bugünlerde öğrenciler gözaltı tehditlerine ailelerin aranarak taciz edilmesine varan saldırılara karşı parklarda nöbetler tutmaya devam ediyor. Öğrenciler açısından parçalı da olsa belli başlı talepler açığa çıkmış durumda.

Bu taleplerin karşılanabilmesi açısından öğrencilerin kira ve yurt ücretlerine karşı başlattıkları direnişin önemli bir ayağını bu sorunu yakıcı bir şekilde yaşayan diğer kesimlerle birlikte ele alabilmektir. Sırf mülteci olduğu için fahiş kira fiyatları talep edilen mülteciler, kimliğinden ve inancından dolayı ev verilmeyen Kürtler ve Aleviler, kent merkezleri dışında sosyal yaşamdan izole edilerek yüksek fiyatlarda kiralara mahkum edilen LGBTİ+’lar açısından sürekli bir kriz halinde yaşanan barınma sorunu bugün öğrenciler açısından yaşamını belirlediği hayati bir gündem haline dönüşmüş durumda.

Bu sorunun çözümü için parklarda, sokaklarda “Barınamıyoruz!” diyerek başlanan direnişin bulunduğumuz her alanda dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğimiz bir sese dönüşmesi başta gençlik olarak bizlerin esasta tüm toplumun önemli bir sorumluluğunu oluşturuyor. Üniversitelerde barınma sorunuyla karşı karşıya bulunan öğrencilerle, pandeminin başından bu yana dayanışmanın önemini daha fazla bilince çıkaran kitleler arasında bağ kurarken, temelde barınma sorunun sistem sorunu olduğunu bilince çıkararak dayanışmayı ve mücadeleyi birlikte örgütlemek görevi önümüzde duruyor.

Boğaziçi direnişinde, pandemi koşullarında oluşturduğumuz dayanışma örgütlülüklerini bu sorumlulukla hareket ettirerek, kent merkezlerinde, okul önlerinde öğrencilerin bu soruna karşı birlikte mücadele edebileceği örgütlülükler olarak dayanışmaların harekete geçirilmesi önemli olanaklar barındırıyor.

Dayanışmalar, öğrenciler açısından birlikte mücadele edeceğimiz bir mevziiyi oluştururken, öğrencilerin kısmi çözümler üretebileceği alana dönüştürülmesi önemli bir ayağını oluşturuyor.

Temelde bu hareket tarzı öğrenci hareketinin önemli bir dinamiğini oluşturan üniversite dayanışmalarının örgütlenmesi açısından refleks kabiliyeti yüksek bir potansiyel sunarken süreci karşılama noktasında en açık olanaklarımızı ifade ediyor. Barınma hakkı çerçevesinde gecekondu direnişlerinden tutalım da, kentsel dönüşüm mücadelelerine tarihimizde bulunan bir dizi olumlu deneyim bugün açısından beslenebileceğimiz bir birikim mevcut. Bu temelde kitlelerin sorunlarıyla bağ kurarken sorunların çözümü noktasında kitleleri çözüm gücü olarak görmek kritik bir yerde duruyor.

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü