Birleşirsek kazanırız / Sinan Dersim

5 Eylül İstanbul eyleminde bu sloganın ne kadar değerli olduğu görüldü. Demek ki Devlet birleşikte korkuyor. Demek ki birleşik güç olunursa dalga dalga cesaret yayıcı olunabiliyor. Demek ki birleşirsek Devlet denilen aygıtın bir vekil sahsında tüm birleşik güçlerden nasıl korktuğunu gösteren kareler çoğalıveriyor. O zaman daha fazla birleşmeli, daha fazla devletin birleştirici ögelerini birleşerek sarsmalı dağıtmalıyız.

Birleşmek sadece eylemden eyleme kendini göstermemelidir.Hayatın her alının da birleşme olmalıdır. Düzeyi, farkı ne olursa olsun birleşme öncelikli tercih olmalıdır. Bazen birleşmeye yanlış anlamlar yükleniyor. Birleşikliği aynılık homojenlik sanılır. Ama öyle değildir.Yani ya bendesin, ya bende değilsin, Yada benim gibi olursan olur olmaz dayatıcılığı ancak tekçiliğe hizmet eder.. Böyle ele almak, yaklaşmak dağıtıcılığı doğurur. Birleştirici doğru olanın kendisi farklılıkla diyalektik denklem uyumun bir aradanlığı, farkındalık bilinci disipliniyle birlikte iş yapmaktır.Farklılıklarıyla yan yana olma olgunluğunu göstermektir, yürümesini bilmektir. Birleşik kendi olma, kendi dışında olanlarla uyumlu yoldaşlığı yakaladığı oranda bileşik olur. Demokratik özgürlükçü iradeler birliği yoksa nasıl sağlanır.Nasıl açığa çıkar. Devlet birleştirici ögedir. Ama tekli değildir. Dikkat edilirse devlet yüzlerce bürokratik örgüt araçlarıyla devlettir. O zaman devrimciler, demokratik güçler, Kadın güçleri, Ekolojist güçler, Kültürel özgürlükçü din ve mezhep örgütleri ayrılıklarına takılmadan ve gerekçe etmeden pekâlâFaşizm karşında yekpare bir duruş içinde olabilirler, birleşikliğini yakalayabilirler. Faşizmi yıkmayı ortak hedef haline getirebilirler. Daha ileri hamleler örgütleyebilirler, Faşizmde salt hesap soran değil, Faşizmi yıkmayı önüne koyabilirler. Dikkat edilirse devrimcilerin, demokratik güçlerin en büyük zaaf yetmezliği bu yöndedir. Bunun kararlı çıkış tutumu içine girmeyişleridir. Birleşirsek kazanırız sloganı bu anlamla yüklendikçe, bu anlama uygun çıkış sahibi olunursa, birleşirsek kazanırız sloganı aydınlık saçan ışıktır.

Aynılaşarak değil, farklılıklarımızla bir arada olma olgunluğuyla birleşiklik doğru birleşikliktir.

O zaman 5 Eylül İstanbul eylemini birleşiklik için doğru örnek çıkış kabul edebiliriz. Bu birleşik çıkış her yere yayıldıkça işteo zaman birleşiğin başarıları daha çok görülmüş olacaktır. Hz.Davut Golyat dövüşüne benzer kavga her yere yayıldıkça işte o zaman Türkiye Kürdistan demokratik, devrimci, yurtseverleri Hz.Davut sonuç alıcılığını her yerde yakalama sansına kavuşmuş olurlar. Devlet Golyat gibi büyük azman olabilir. Birleşik güçler Davut gibi zayıf çelimsiz olabilirler.Ama Birleşik güçler elinde ki sapanla azman olan devletin tam alın ortasında vurmayı bildikçe, kendiliğinde yığılıp kalacağı da görmelidir. Devletin büyüklük küçüklük psikolojisine düşmeden her yerde birleşik güçler kendi binlerce çeşitliliğiyle, farklılığıyla, örgütleriyle Devlet karşısında yekpare duruşla Golyattı alt edeceğini bilebilmelidir. Ancak bu cesaret öncü çıkışla kazanacak olan bileşik güçler, kaybeden faşizm olacaktır.

Diğer bir çıkış birleşik olmayı eylemle sınırlı tutan yaklaşımdan çıkıştır. Dayanışmacı, mülkiyetsiz bir toplum bugünden yarına ihtiyaçtır. Gecikmeksizin bunun örgütsel pratiksel yol yöntem arayışına girilmesi gerekir. Düşünmek gerek devrimcilerin direnişi salt sokak eylemliliğiyle sınırlı kalırsa sonuç sadece sokakta görünenle kalır ya hayatın diğer alanları boş mu kalacak! Direniş sadece sokak üzerinde kurgulanamaz.Sokakla kendini sınırlandırılamaz. Mahatma Gandi’nin İngiliz sömürgeciliğine karşı sivil itaatsizlik örneklerinde yararlanabilinir. Devletin tüm kurumlarına karşı, halkın, halkların kendi çıkış seçenekleri üzerinde düşünülür, derinleşebilir. Birey toplum sorunlarını çözdürücü yol yöntem üzerinde birleşiklik temelinde toplumsal özgürlükler hak istemde çıkarak, hak olanın yerini bulması için doğrudan üretimsel, eğitsel çaba, çalışma içine girilebilinir. Ezilenlerin seçeneksiz olmadığı gösterilerek kendi öz gücüne güven artırılabilinir. Özetle ezilenler egemenlikçi kapitalist tüm sömürü araçlarına karşı kendi toplumsallığına hizmet edecek ortak üretim tüketim araçlarını örgütleme çalışmasını da yapabilir. Bir nevi bugünde başlanarak Faşist devlet gerçekliği karşısında kendi özgürlükçü demokratik toplumsal inşacılığını yarına ertelemeden bugünde başlanabilinir. Devlet savaşı sürdürmek ister. Barışa yanaşmak istemez. Devrimciler demokratik halk iktidarına gidecek domino taşlarını bugünde başlayarak ve öre öre devletin yozlaştırıcı savaş politikasına karşı halkların kendi alternatif barışçı özgürlükçü toplumsallık seçenek çalışmasına ertelemeksizin bugünde başlayarak böylesine çalışmaya girişilebilirler.

Birleşiklik ezilenlerin özgürlük sorunu olan herkesin sorunlarını çözen odak haline geldikçe başarır, hedefine doğru temelde kilitlenmiş olur. Bir nevi birleşiklik tüm toplumun kılcal damarlarında dolaşan kan aşamasına geldikçe işte o zaman faşist devletin yozlaştırıcı politikaları boşa çıkmış olunur. Sonuç ya kaderimdir diyen toplum gerçekliği ya da kaderim değildir diyen bilinçli toplum çıkışı arasında bileşiğe düşen görevin doğru yerine getirilip getirilmemesine bağlıdır. Küçük küçük komün komünal örgütlülükler ağı etrafında gelişecek bileşik örgütlülükler umutsuzlukları bir bir yıkacak, umut yaratıcı gerçekliğe dönüş, çıkış yapacaktır. Bu çıkışlar çoğaldıkça toplumun içine derinleşmesine örgütlenme nüfuz edecek ve işte o zaman devlettin gereksizliği daha görülmüş olacaktır. Birey toplum öz güç olmanın özgüvenine kavuşmuş olacaktır. Birey toplum optimal dengesiyle birleşiklik daha kuvvetli örgütlülük ağına ulaşarak toplumların kopmaz bağı ve öncüsü duruma gelecektir.

Böyle geniş bakış açısıyla tüm farklılıklarımızla birlikte dayanışmacı toplum/topluluklar olmayı bilerek birleşik örgütlü güçler haline gelebilmek amaç hedef kılmak olmalıdır.

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü