DENEYİM- Damlaları Fırtınaya Çevirelim, Emek Mücadelesini Büyütelim

Daha önce bir araya geldiğimiz, birlikte birçok iş yaptığımız devrimci ve ilerici kurumlarla tekrar bir araya gelerek ekonomik krize dair ne yapabileceğimiz konusunda aldığımız toplantılar sonucu “işçi ve emekçi buluşması” örgütleme fikri ortaya çıktı.
“İnsanca ve onurlu bir yaşam için işçi ve emekçiler buluşuyor” şiarıyla 12 Aralık’ta Bornova Cumhuriyet Meydanı’nda bir eylem kararı alındı. İzmir’deki birçok sendika, ilerici parti ve DKÖ ziyaret edildi. Amacımız süreci olabildiğince çok kurumla, işçi ve emekçiyle beraber örgütlemekti. Tüm bu toplantı ve çalışmalardan sonra 17 Kasım Çarşamba günü Karşıyaka’da bir açıklama ile çalışmalarımızın startını verdik. Çalışmaların çoğunluğunu işçi-emekçilerin yoğun olduğu alanlarda, işçi havzalarında, şantiyelerde, fabrika çıkışlarında yoğunlaştırma kararımız vardı.
Uzun zamandır bu gibi çalışmaların olmadığı, olsa bile sönük kaldığı bir dönemdeyiz. İşçi ve emekçiler ile bağımızın zayıf olduğu ve birçok arkadaşımızın daha önce bu tarz çalışmalarda yer almadığı gerçeği vardı. Onun için bir taraftan heyecanlıyken bir taraftan da nasıl yapacağımız konusunda endişelerimiz vardı. İşçilerle nasıl diyalog kuracağımıza, bizi nasıl karşılayacaklarına, emeğimizin karşılığını alıp alamayacağımıza dair endişelerdi bunlar.
Ayın 12’sine kadar bir çalışma takvimi çıkardık tüm kurumlarla. Biz de çıkartılan takvim doğrultusunda ayrıca haftalık olarak kendi takviminizi çıkarttık ve iş bölümü yaptık. Ana çalışmamızı bildiri dağıtımı ve afişler oluşturuyordu. İlk pratiğimiz deklarasyon açıklamasından sonra DİSK’in çağrıcısı olduğu 18 Kasım’daki “Geçinemiyoruz” mitingine kurumlar olarak gitmek oldu. Mitingde hem 12 Aralık çağrısını yaptık hem de bildirilerimizi dağıttık.
Ardından işçilerin yoğun olduğu alanlarda çalışmaya başladık. Bu doğrultuda Halkapınar Metro İstasyonu’nda sabahın erken saatlerinde yani işçi ve emekçilerin işe gidiş saatinde bildiri çalışması yaptık.
İlk çalışma olduğu için önemliydi ve verimliydi ancak bir süre sonra belli bir rutin ortaya çıktı. Keza merkezi olarak önümüze koyduğumuz Şirinyer-Karşıyaka çalışmaları için de bunu söylemek mümkün. Fahrettin Altay’dan başlayıp Çiğli’ye kadar İzmir’in ana hattını oluşturan afiş çalışması da oldukça önemliydi. Ama hava koşulları önemli oranda engelledi bizi.

Göçmen işçiler; Bir Türkiye gerçeği!
Gelelim bizi heyecanlandıran işçi havzaları çalışmalarına. Öncelikle önümüze koyduğumuz çalışma alanlarını sıralayalım; Serinkuyu-Soğukkuyu işçi durakları, Işıkkent ayakkabıcılar sitesi, Begos, Çiğli ve Aliağa işçi havzaları öncelikli alanlarımız oldu. Tüm bu çalışmalarda geniş katılım önceliğimizdi ama koşulların buna elverişli olmadığı zamanlar da oldu. Bunun için de haftalık olarak birbirimize çalışmalardaki deneyim ve heyecanımızı aktarmaya çalıştık.
Serinkuyu-Soğukkuyu işçi durakları ve yine aynı gün içerisinde olan Çiğli işçi havzası çalışmaları deneyimlerini aktarmaya çalışacağım. Sabahın erken saatlerinde yani işçi-emekçilerin işe gidiş saatlerinde başlayan çalışmaya yoğun bir ilgi oldu, uzun zamandır kimsenin böyle bir şey yapmadığını direk işçiler aktardı. Yine aynı gün içerisinde Çiğli’de işçi fabrikaları önünde bildiri dağıtımı yapıldı, burada birçok fabrika işçisine ulaşıldı ve olumlu dönüşler alındı.
Çiğli’deki çalışmada Metal İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Totomak Fabrikası’nda Metal-İş Sendikası tarafından çalışmamız engellenmek istendi; işçilere bildirileri almamaları için baskı yapıldı, özel güvenlik engellemeye çalıştı ama bunlara rağmen işçiler bildirilerimizi aldı.
Sonraki çalışma ise Begos çalışmasıydı. Yine sabah erken saatlerde yapılan bir çalışmaydı. Bu çalışmanın en iyi yanı, işçilerin çalışmaya katılan arkadaşlarla kurduğu diyalog olmuştu. Son havza çalışması olan Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesi çalışması ise bir anlamda Türkiye gerçeği gözler önüne seren bir çalışma oldu. Bildiriye ve bize yoğun ilgi vardı. İzmir’de ayakkabıcılar sitesini herkes duymuştur.
Otobüsten indiğimizde bizi Afrikalı göçmenler karşıladı. Onların yanına varıp ve bildirileri dağıtmaya başladığımızda bölgede dünden bugüne değişen tek şeyin daha fazla sömürü olduğunu gördük. Kayıtdışı olarak nitelendirilen işçi-emekçilerin yoğun olduğu bir yerdir ayakkabıcılar sitesi.
Her sokağında farklı ülkelerden göçmen işçiler ile karşılaşırsınız. Örneğin bildiri uzattığım bir Suriyeli göçmen, bildiriyi iş ilanı zannetmişti. Ona 12 Aralık’taki buluşmadan bahsettim, o ise bana “Oraya gelirsem iş bulacak mıyım?” diye sordu. Bildirilerimiz bittikten sonra durağa tekrar geldiğimizde Afrikalı arkadaşlar oradaydı, gündelik iş arıyorlardı ve çoğunlukla hamallık işi yapıyorlardı.
Aynı gün son çalışmamızı Bornova Metro’da bildiri dağıtımını yaparak bitirdik. Pazar gününe hazırlanmaya başladık onun için öncelikle bir pankart hazırlamamız gerekiyordu ve biz de cumartesi günü bir pankart hazırladık.

Umudumuzu koruyoruz!
Her şey hazırdı ve yarını beklemeye başladık ama hepimizin kafasında aynı sorular; “Acaba nasıl olacak? Yağmur çok etkiler mi?” vb…
Bir aylık emeğimizin final günü için hafta içi sürekli hava durumunu kontrol ediyorduk. Pazar günü şiddetli yağmur göstermesine rağmen bilen bilir İzmir’in havasına güven olmaz. Etkinlik saat 14.00’te başlayacaktı ama biz orada daha erken olacaktık. 12:30 gibi Bornova Büyük Park’taydık ve insanlar da yavaş yavaş gelmeye başlamıştı.
Bu arada yağmur da şiddetli bir şekilde yağmaya devam ediyordu. Sloganlar atılarak meydana doğru yürünmeye başlandı. Polisin bir iki cılız uyarısına rağmen sloganlarla meydana girildi. İlk olarak alana giriş yapan kurumların şiarları okunarak adları anons edildi.
Etkinlik giriş konuşması ve saygı duruşu ile başladı, sonra işçi-emekçi bulaşmasının ortak basın metni okundu. Eylem şiddetli yağmura ve soğuk havaya rağmen coşkulu bir şekilde devam ediyordu.
Sonra bir arkadaş “Bıçak Kemikte” şiirini okudu ve birçok iş kolundan arkadaşların konuşmaları oldu. Konuşmalar bittikten sonra da müzik açılarak sloganlar eşliğinde halaylar çekildi. Beni hayrete düşüren ve mutlu eden şey hava koşullarına rağmen herkesin heyecan ve umudunu koruduğu görmekti.
Şiarımızda da dediğimiz gibi o gün o meydana düşen tüm damlaları fırtınaya çevirme ve emek mücadelesini büyütme vaktidir.

* Yazının kaynağı için;
https://ozgurgelecek30.net/deneyim-damlalari-firtinaya-cevirelim-emek-mucadelesini-buyutelim/

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü