Enflasyon artıyor, halk yoksullaşıyor! / Ulaş Kaya

Pandemi ile birlikte derinleşen ekonomik kriz, dünyada milyonlarca insanın temel gıda ürünlerine erişimini zorlaştırdı. Gıda ve sağlığa erişimin zorlaşmasının yanına bir de kitlesel işsizlik eklenince milyonlarca insan daha fazla yoksullaştı.

Pandeminin ilk gününden itibaren kendi halkına en az destek veren ülkelerin başında gelen Türkiye, bunun yanında ekonomik krizin en fazla etkilediği ülkelerin de başında gelmektedir. Bu durum Türkiye halkının en az destekle en kötü koşullara karşı mücadele etmek zorunda kaldığını göstermektedir.

Giderek artan fiyatlar, genişleyerek yayılan işsizlik halkın daha fazla yoksullaşmasını beraberinde getirmektedir. İnsanlar yaşamlarını devam ettirmek için gerekli olan en temel tüketim maddelerine dahi ulaşmakta zorlanmaktadır.

İktidar yıllardır Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eli ile rakamlarla oynayıp artan fiyatları gizlemek için elinden geleni yapmaktadır. Lakin hayat karşısında rakamlarla oynamanın bir karşılığı bulunmamaktadır. Artan fiyatlar karşısında alınan ücretler giderek düşmekte, bu durum ciddi boyutlarda yoksul bir kitle yaratmaktadır. Dünyadaki sermaye temsilcilerini yatırım yapmaya davet ederken tek vaadi ülkesinin ucuz ve nitelikli iş gücü cenneti olduğu olan iktidarın bu politikalarının karşılığını, halk daha fazla yoksullaşarak almaktadır.

Hemen hemen her gün doğalgaz, elektrik, su gibi en temel ihtiyaçlara gelen zamlar, yoksullaşan halkın belini daha fazla bükmektedir. Artan vergiler, yapılan zamlar, düşük ücretler halka dayatılırken, sermaye sınıfına daha fazla imkân açılmaya çalışılmaktadır. İşçiler ve emekçiler daha fazla işsizlik, yoksulluk ve güvencesizlikle pençeleşmesine bir de yükselen fiyatlar karşısında alım güçlerinin düşmesi sonucu açlık ile karşı karşıya bırakılmaktadırlar.

Halk, vergilerin altında ezilirken zenginler vergi cennetlerine paralarını kaçırarak, sürekli af ve yapılandırmalarla, kazandıklarının yanında çok küçük bir miktar olan vergiden bile kaçınmakta, iktidar sahipleri buna göz yummaktadır.

Enflasyon artmaya devam ediyor! 

R.T.Erdoğan’ın fahiş fiyatlarla ilgili yaptığı bir konuşmada, “Zincir marketlere yönelik gerekli operasyonların yapılacak. 5 tane zincir market bütün ürünü toparlıyor, piyasalar alt üst oluyor” demesi fiyatların artışını kabul etmekle birlikte nedenini kendi koruyup kolladığı marketler olarak açıkladı.

R.T.Erdoğan’ın açıklamalarının hemen akabinde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Eylül ayı enflasyonunu açıkladı. TÜİK’e göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19.58 arttı. Eylül’de enflasyon bir önceki aya göre ise yüzde 1.25 yükseldi. Yurt içi üretici fiyat enflasyonu ise (Yİ-YÜFE) aylık yüzde 1.55, yıllık ise yüzde 43.96 oldu. TÜİK’in enflasyon sepetinde yer alan 415 maddeden 51’inin ortalama fiyatı düştü, 46 maddenin fiyatında değişim olmadı. 318 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Bu durum yıllardır rakamlarla oynayarak enflasyonu düşük gösteren TÜİK’in artık daha fazla rakamları manipüle edemediğini göstermektedir. Yıllardır rakamlarla oynamalarının tek sonucu güvenilmez bir kurum ortaya çıkması idi. Artık TÜİK bile enflasyonun arttığını kabul etmek zorunda kaldı. Tabi ki bu kabul etme makul bir seviyede olmalıydı. Elbette gerçek rakamların açıklananın katbekat üstünde olduğunu herkes bilmektedir.

TÜİK rakamlarında çok R.T.Erdoğan’ın Tarım Kredi Kooperatifi Satış Mağazası’ndan, kurutulmuş meyveler, mantı, gevrek, kuruyemiş, şalgam ve meyve suları, çikolata, bisküvi, kurabiye, gofret ve cips alışverişi yapması ve market çıkışındaki “fiyatlar gayet uygun” şeklindeki açıklaması bizlere enflasyonun gerçek resmini ve halkın yoksulluğunu göstermesi açısından net veri sunmaktadır. R.T.Erdoğan temel gıdaların olmadığı atıştırmalık aldığı alışveriş sepetine 1.002 TL ödeme yaptı ve bu fiyata gayet uygun dedi.

Milyonlarca kişinin asgari ücret ve asgari ücretin daha da altında ücret aldığı koşullarda uygun denilen atıştırmalık fiyatı 1.002 TL. 2.825 TL alan bir asgari ücretlinin R.T.Erdoğan’ın aldığı atıştırmalıklara maaşının üçte birinden fazlasını vermesi gerekmektedir. Uygun denilen fiyat buna tekabül etmektedir. Devam eden süreçte Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’ın 180 bin lira maaş aldığı iddiaları ortaya atıldı. Fahrettin Poyraz, o kadar almadığını huzur haklarıyla birlikte 62 bin 500 lira maaş aldığını söyledi. Sanırız R.T.Erdoğan’ın uygun demesinin altında bu maaş yatmaktadır.

Zenginlikleri bizden çaldıklarıdır!

R.T.Erdoğan’ın hedef aldığı iddia edilen 5 zincir marketten ikisi olan ŞOK ve BİM’in pandemi karları açıklandı. ŞOK pandemi sürecinde 71, BİM ise 25’lik kâr oranını açıkladı. Hemen akabinde Mağaza Market-Sen kârın kaynağını açıklayan bir bildiri yayımladı. Mağaza Market-Sen; pandeminin başladığı günden bu yana market sektörü durmadı.

Kısıtlama saatlerinde bile kapalı market kapılarının ardında işçiler raf dizdi, sayım yaptı. Zincir marketlerin bu karı, işçilerin kölece çalıştırılması, ucuzluk marketlerinin tekelleşmesi, envanter açığının işçiye ödetilmesi ve bozuk ürünlerin işçiye satılmasıyla elde edildiği vurgulandı. Bir yanda 71 kâr eden zincir market patronlarının, diğer yanda ise az 71 saat çalışan, 71 TL harcamayla dolabına yemek koymaya çalışan emekçi halkımızın olduğunu vurgulayan Mağaza Market-Sen; bu uzlaşmaz çelişkinin değiştirilmesi için birlik olunması çağrısı yaptı.

Pandemi başından itibaren zenginler zenginliklerine zenginlik kattılar. Dünyada en çok kazanan sermaye kesimi pandemi döneminde kat kat fazla kazandılar. Mağaza Market-Sen’in açıklaması tam olarak bu zenginliğin nereden sağlandığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

İktidarın yoksulluğu örtmek için yaptığı her girişim anında boşa düşmektedir. Ne kadar yoksulluk yok diye söyleseler de barınamayan öğrenciler, geçinemeyen işçiler, zam yağmurları her geçen gün artan işsizlik, açlık tüm gerçekliğiyle yüzlerine çarpmaya devam etmektedir. İktidar çizmeye çalıştığı pembe tabloların arkasında işsizlik, açlık, yoksulluk saklanmaktadır. Çizilen her pembe tablo arkasında daha fazla işsizliği, yoksulluğu açlığı işaret etmektedir.

Tüm bunlar bizlere emperyalist-kapitalist sistemin halkı yoksullaştırmasının yanında, kendi zenginliklerinin de bu yoksullaşmaya bağlı olduğunu göstermektedir. Bu sistemin değişmesi Mağaza Market-Sen’in çağrısındaki gibi birlikte mücadeleden geçmektedir.

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü