Irak halkları TC işgaline karşı

Seçimlerin ortaya çıkardığı mevcut sonucun Irak için bir çözüm ve istikrar ifade etmediği açıktır. Siyasi çözümden çok kaos durumunu daha da artırarak sürdürmesi olasılığı güçlüdür. Hatta Irak’taki çelişki ve çatışma durumunu daha çok artırabilir de.

Irak’ta uzun süredir gündemde olan erken genel seçim, nihayet 10 Ekim günü yapıldı.

Sonuçlara dönük ‘hile yapıldı’ denerek çok sayıda itiraz olsa da, seçim gününe ilişkin ciddi bir çatışma haberi basına yansımadı.

Yine katılım oranı olarak yüzde 41 rakamı açıklansa da gerçek katılımın yüzde 30’un bile altında kaldığı genel kanaati herkese hakim oldu. 10 Ekim’de yapılan Irak seçiminin birinci temel sonucu buydu.

Peki söz konusu bu sonuç ne anlama geldi? Çok açık ki, Irak halklarının yapılan seçime fazla inanç ve güven duymadıkları anlamına geldi.

Yani mevcut siyaset kurumuna Irak halkları inanmıyor, söz konusu kurumu kendi iradelerini temsil eder görmüyor, seçim sonuçlarının kendi sorunlarını çözeceğine güvenmiyor.

Açık ki ‘Irak Devleti’ denen kurum, Irak topraklarında yaşayan insanlarca yeterince benimsenmiyor.

NEDEN?

Çünkü ciddi bir siyasi iradesi yok. ABD, İran, TC ve Arap devletleri arasında gidip geliyor. Irak’a dış müdahale çok fazla ve esas olarak siyaseti bu dış müdahaleler belirliyor.

Mevcut devlet aygıtı bir yerde kukla gibi kalıyor. Kuklaların belirlenmesini ifade eden söz konusu seçim de insanların fazla ilgisini çekmiyor.

Irak’ta 10 Ekim günü yapılan seçim sonucunun ikinci temel özelliği, bir-iki parti dışında, katılan hiçbir partinin 2018 seçimine göre oyunu artıramamış olmasıdır.

Bu durum hem Irak genelinde ve hem de Güney Kürdistan’da böyledir. Başûrê Kurdistan’da sadece Yekgurtî İslami’nin oylarında kısmi bir artış vardır.

Irak genelinde ise Sadr Hareketi belki kısmi bir oy artışı sağlamıştır.

Bunlar dışındaki tüm partiler 2018 seçimine göre değişik oranlarda oy kaybı yaşamıştır.

Örneğin ‘seçim kazandım’ diyerek kutlamalar yapan KDP’nin aldığı oy sayısı, 2018 seçimine göre 300 binden fazla düşmüştür. KDP’nin en çok oy kaybı ise, kendisi için ‘kale’ olarak gördüğü Duhok vilayetinde yaşanmıştır.

Yine YNK’nin önceki seçime göre oy kaybı 200 binden fazladır.

Goran Hareketi ise oy kaybında neredeyse dibe vurmuştur. Bu nedenledir ki, seçim sonrası tüm Goran yönetiminin istifa ettiği açıklanmıştır.

9 vekil çıkartarak başarı kazandığı söylenen “Yeni Nesil Hareketi” bile ciddi bir oy kaybı yaşamıştır.

SEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU OKUMAK

Peki bu durum ne anlama gelmektedir? Çok açık ki, Irak halklarının TC işgaline karşı olduğu anlamına gelmektedir.

Yani Irak toplumu, TC işgaline karşı çıkmayan, işgale karşı tavır alıp mücadele etmeyen hatta işgalciyle sıkı ilişki kurarak işgali destekleyen Irak ve Güney Kürdistan siyasi güçlerini cezalandırmıştır.

Çünkü 10 Ekim seçiminin en temel özelliği, TC devletinin Heftanin’den Xakurkê’ye kadar yürüttüğü işgal saldırıları altında yapılıyor olmasıydı.

Zira 10 Ekim seçiminde oylanan şey, gerçekte TC işgali karşısındaki tutumdu. Irak halkları siyaseti böyle okudu ve bu temelde TC işgaline karşı tavır almayan, tersine işgali çeşitli biçimlerde destekleyen siyasi tutumu cezalandırdı.

Yoksa seçime katılım oranının bu kadar düşük olması ile seçime katılan partilerin neredeyse tamama yakınının 2018 seçimine göre oy kaybı yaşaması başka türlü izah edilemez.

Dikkat edelim, Başûrê Kurdistan’da en çok vekil çıkaran KDP, kendisi için ‘oy kalesi’ olarak gördüğü Behdinan’da en fazla oy kaybı yaşamıştır.

Çünkü TC işgali, Behdinan topraklarına yöneliktir ve KDP bu alanda işgale karşı duracağına tersine işgalcileri desteklemektedir.

Dolayısıyla TC işgaline karşı olan Behdinan toplumu da işgalden yana siyaset yürüten KDP’yi oy vermeyerek cezalandırmıştır.

KDP’nin genelde yaşadığı durum da pek farklı değildir. Bu gerçek, kendini en somut bir biçimde Goran Hareketi’nin yaşadığı sonuçta ortaya koymuştur.

Başûr’da üçüncü siyasi güç olan Goran Hareketi, 10 Ekim seçiminde bir vekil bile çıkartamamıştır. Neden? Çünkü söz konusu hareketin çıkışı devrimci ve yurtsever bir temeldeydi; Başur’daki kirliliği ve işbirlikçiliği aşmayı dillendiriyordu. ‘Değişim Hareketi’ olmak bu anlama geliyordu. Peki sonuçta ne oldu?

2016 Eylül’ünden bu yana işgal amacıyla Güney Kürdistan’a saldıran TC’ye karşı bir tek söz bile söyleyemedi. KDP politikalarının kuyruğuna takılarak adeta TC işgalini görmezden geldi. Hatta alttan alta PKK’yi suçlayan propagandalar yapmaya çalıştı. Peki sonuç ne oldu? Açık ki Goran 10 Ekim seçiminde sıfırı tüketti. Tükenen aslında Goran Hareketi’nin izlediği söz konusu politik tutumdu.

Benzer şeyi aslında tüm Irak siyaseti açısından da söylemek mümkündür. Açık ki Sadr Hareketini az da olsa etkili hale getiren, kesinlikle işgal karşısındaki tutumudur. Kaldı ki bu tutum da çok zayıf ve de yetersiz olmuştur.

TC işgali karşısında susan diğer partileri ise Irak halkları çok açık bir biçimde cezalandırmıştır.
Öyle ya, kendi topraklarına bile sahip çıkamayan, toprakları ve toplumu koruyamayan, işgalciler karşısında susan, işgale karşı direnişi desteklemeyen ve yürütmeyen siyaseti ve partileri halklar ne yapsınlar?

Irak seçim sonucunun üçüncü temel özelliği ise, aslında kazananın olmamasıdır.

Evet, Sadr Hareketi ve KDP gibi bazı güçler vekil sayılarını artırmışlardır. Ancak bu artış, oy artışına dayalı olarak gerçekleşmemiştir; tersine başkalarının daha fazla oy kaybetmesi nedeniyle gerçekleşmiştir.

Yani söz konusu partiler kazanmamışlar, aslında diğerlerinin daha fazla kaybetmesi sonucunda vekil sayılarını artırmışlardır.

Bu anlamda mecliste sandalye sayıları çoktur ama arkalarında o oranda güçlü bir halk desteği yoktur. Dolayısıyla yeni meclis aritmetiğinin ne tür siyasal gelişmelere yol açacağı pek fazla net değildir.

10 Ekim seçim sonuçlarının en önemli ve olumlu sonucu, seçilen kadın vekil sayısının çokluğudur. Kadın vekil sayısı neredeyse üçte bir oranına yaklaşmıştır.

Aslında bu durum bile toplumun mevcut siyaseti cezalandırdığının göstergesi olmaktadır.

Zira toplum, uygulanan siyasetten sorumlu olan erkeklere oy vermeyerek onları cezalandırmış, yeni siyasetlerin geliştirilmesi umuduyla da kadınlara oy vermiştir.

Dolayısıyla yeni siyasi süreçte kadın etkisinin belli bir rolü olacaktır. Fakat seçilen vekillerin özgür iradeli kadın birliğini ne oranda yaratacakları ve Irak gibi bir yerde ne denli siyasi etkinlik geliştirecekleri henüz belli değildir. Ancak yine de seçilen bu kadınları kutlamak ve başarı dilemek gerekir.

SEÇİM SONUÇLARI KAOSU DERİNLEŞTİREBİLİR

Son olarak, 10 Ekim seçiminin ortaya çıkardığı mevcut sonucun Irak için bir çözüm ve istikrar ifade etmediği açıktır. Zira söz konusu tablonun Irak siyasi iradesini ne kadar geliştirebileceği belli değildir.

Siyasi çözümden çok Irak’taki kaos durumunu daha da artırarak sürdürmesi olasılığı güçlüdür. Hatta Irak’taki çelişki ve çatışma durumunu daha çok artırabilir de.

İŞGALE KARŞI TUTUM BELİRLEYİCİ OLACAKTIR

Aslında ABD-İran çatışmasına en çok zemin oluşturan Irak siyasetinin işlevli hale gelmesi kolay değildir.

Çok parçalı ve zayıf konumda olan Arap siyaseti de çok fazla destek vermemektedir. Fakat güncel olarak Irak’ı en çok zorlayan TC devletinin işgal saldırılarıdır.

Dolayısıyla doğru Irak siyasetini aslında TC işgali karşısında alacağı tutum belirleyecektir. Yani TC işgali karşısında KDP’nin izlediği işbirlikçi siyaseti mi esas alacak yoksa Zendura’da, Zap’ta, Avaşîn’de ve Xakurkê’de işgale karşı kahramanca süren direnişin yanında mı yer alacaktır? İşte Irak siyaseti için temel ayrım noktası ve belirleyicilik budur.

Kısacası; Irak’ın onurunu koruyan ve temsil eden tek güç Werxelê Direnişidir. Irak’ta onur sahibi olmak, bu direniş karşısındaki tutuma bağlıdır.

Bu temelde Cumali Çorum ve arkadaşlarını saygıyla anıyoruz!

Kaynak: Yeni Özgür Politika

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Menü