Suruç Katliamı: Sanık sandalyesi 7 yıldır boş

İSTANBUL – Suruç Katliamı’nın failleri 7 yıldır yargılanmazken, katledilenlerin aileleri yıllardır adliye koridorlarında adalet arıyor. Dava avukatlarından Sezin Uçar, “Katliamın siyasi sorumluluğuna eş değer bir yargılama yapılamadı” diyerek yargının taraflılığına işaret etti.

Kobanê’de yaşayan halkla dayanışmak, buradaki inşa sürecine katılmak ve çocuklara oyuncak götürmek üzere 20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesine geçen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi 33 kişinin Amara Kültür Merkezi bahçesinde DAİŞ eliyle katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçti. Aradan geçen 7 yılda katliamdan sorumlu olarak yalnızca Yakup Şahin’in yargılaması yapıldı ve 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Katliamdan sorumlu tutulan firari sanıklar İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi’nin ise dosyaları ayrıldı ve yakalanmalarının beklenmesine karar verildi.

Davanın 24’üncü duruşması 5 Aralık’ta Hilvan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek. Katliamın 7’nci yılında dava avukatlarından Sezin Uçar ile konuştuk. Sezin, 7 yılda yaşananları ve dosyadaki cezasızlık ısrarını değerlendirdi.

‘Rojava Devrimi’nin kazanımlarını boğmak istediler’

İlk olarak SGDF’li gençlerin Kobanê’ye gitmesine engel olmaya çalışan iktidarın amacına dikkat çeken Sezin, “Bu saldırının amacı esasta Kürt halkını dayanışmadan mahrum bırakmaktı. Kobanê IŞİD’den, çok büyük bir dayanışma ile kurtuldu. Ondan dolayı dayanışmanın önüne geçmek istediler. Oradaki halkı savaş sonrası yaşanabilecek her şeyle baş başa bırakmak istediler. Kobanê direnişinin, Rojava Devrimi’nin kazanımlarını boğmak istediler. ‘Gezi’nin çocukları Kobanê’nin çocuklarıyla dayanışmaya gidiyor’ şiarıyla olan dayanışmanın önüne geçmek için Türkiye’deki gençlik örgütlerine, siyasi kuvvetlere böyle bir mesaj vermek istediler” ifadelerini kullandı.

Soruşturma aşamasında hiçbir işlem yapılmamış

Katliamın hemen ardından soruşturmaya gizlilik kararı getirildiğini hatırlatan Sezin, toplumsal adaletin sağlanabilmesi için kamuoyunun davaya dair bilgisinin olması gerektiğini söyledi. Gizlilik kararına itiraz ettiklerini ancak yargılama başlayana kadar gizlilik kararının devam ettirildiğini dile getiren Sezin, “Canlı bomba eylemini gerçekleştiren failin kimliği hemen açıklanmıştı. Biz de bağlantılı olduğu İŞİD mensuplarının araştırılmasını istedik. Gizlilik kararı devam ederken sayısız talepte bulunduk ama taleplerimiz hiçbir zaman karşılık bulmadı. O tarihte çok fazla İŞİD soruşturması yürütülüyordu. Bu kişiler hakkında arama kararı olmasına rağmen emniyetin önünden geçerek bu katliamı gerçekleştirdiler. Soruşturma tamamlandığında 2 yıl içerisinde neredeyse hiçbir işlemin yapılmadığını gördük. Yargılamanın üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen hala eksik görüntüler var. Birilerinin korunduğunu bu sayede görmüş olduk” dedi.

Mahkeme kararını ilk günden verdi

Suruç Katliamı dosyasında ifadesi alınabilen tek failin Ankara Katliamı’nın faili olan Yakup Şahin olduğunu kaydeden Sezin, iddianamede yer alan failler Deniz Büyükçelebi ve İlhami Balı’nın yakalanmadığını dile getirdi. Sezin, “Suruç Katliamı’ndan sonra birçok katliam gerçekleşti. Ankara Katliamı, Sultanahmet, Reina, Havaalanı, İstiklal Caddesi’nde saldırılar gerçekleşti. Biz bu katliamların faillerinin birbiri ile bağlantılı olabileceğinden hareketle bir yargılama yapılmasını istedik. İçişleri Bakanlığı ‘Sultanahmet ve Suruç Katliamı bombacısı yakalandı’ diye açıklama yaptı ama o kişiyle ilgili davada bir araştırma yapılmadı. İstihbarattan dosyada var olan ama yakalanmayan sanıklarının nerede olduğunu ve bulunmaları için nasıl işlemler yapıldığını talep ettik ama ‘bunlar istihbari faaliyeteler’ denilerek mahkeme ile paylaşılmadı. Mahkemenin düşüncesi ‘iddianame üç kişi ile ilgili hazırlanmış, bunlar dışında başka yargılama yapmam. Bir kişi tutuklu iki kişi de firari bulanamıyor. Dosyayı karara çıkartırım, firari sanıklar yönünden tefrik kararı veririm’ yönündeydi” sözleri ile yargının dosyadaki tutumuna işaret etti.

‘Mahkeme ailelerin adalet arayışını engellemek istedi’

Davanın karar duruşmasında mahkeme heyetinin aileler, avukatlar ve yararlılar hakkında mahkemede söyledikleri sözlerinden dolayı “hakaret” ve “tehdit” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunduğunu belirten Sezin, konuya ilişkin şunları kaydetti: “Aileler yargılamanın eksik şekilde tamamlanmasına tepki gösterdiler. Avukatlar olarak mahkeme bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirdiği için heyeti reddettik. Bu durum heyete karşı hakaret ve tehdit suçlarını işlemekle eş değer olarak görüldü. Yıllar boyunca katliamı aydınlatmak için dosyaya tek bir delil kazandırmayan heyet hem Yakup Şahin yönünden dosyayı karara çıkartarak kapatmak hem de aileler, avukatlar, yararlılar hakkında suç duyurusunda bulunarak adalet arayışını engellemek istedi. 5 kişi hakkında suç duyurusunda bulundular. Daha sonra 4 ailenin daha ifadeye çağırıldığını öğrendik. Çünkü ailelerin bu 7 sene içerisinde olağanüstü çabası söz konusu oldu. Hiçbir zaman aileler adalet mücadelelerinden vazgeçmediler.”

Katliamın siyasi ayağı

Sezin, hem kapatılan hem de yakalanmayan iki failin yargılandığı davada dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı açıklamalardan dolayı tanık olarak dinlenmesini istediklerini hatırlatırken, Suruç Katliamı’nın sorumlularının sadece DAİŞ’liler olmadığını, katliamın siyasi sorumlularının da olduğunu vurguladı. Sezin, “Ahmet Davutoğlu, Haziran ve Kasım dönemindeki katliamları işaret ederek ‘O tarihteki gerçekleri açıklarsam kimse kimsenin yüzüne bakamaz’ diye açıklama yaptı ama devamını getirmedi. Yargılamayı kolaylaştıracak bir davranışta bulunmadı. Dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, İçişleri Bakanı, istihbarattan sorumlu görevliler, Urfa Valiliği, Suruç Kaymakamlığı, Suruç Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polislerle ilgili suç duyurusunda bulunduk ama takipsizlik kararı verildi. Sadece Suruç İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal ve İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli İstihbarat Daire Başkanlığından sorumlu iki polis memuru hakkında yargılama yapıldı ve mahkumiyet kararı verildi. Katliamın siyasi sorumluluğuna eş değer bir yargılama yapılamadı. Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere bu katliamdan sorumlu kamu görevlileri var” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti davadan çekildi

Yıllardır bilerek yakalanmayan failler açısından devam eden davaya bakan mahkeme heyeti ile fail Yakup Şahin’in yargılandığı davanın mahkeme heyetinin aynı olmadığını söyleyen Sezin, “Firari sanıklar yönünden yapılacak olan yargılamaya normalde aynı heyetin bakması gerekiyordu ama heyet hukuki olmayan bir gerekçe ile yargılamaya bakmaktan çekildi. Ama biz Yakup Şahin bakımından da bu heyetin karar vermemesi gerektiğini düşünüyorduk. Heyet bizimle aynı fikirde bağımsızlığı ve tarafsızlığını yitirdiğini düşünüyor ama Yakup Şahin yönünde karar vermekten imtina etmiyor. Hukuki bakımdan çok büyük bir çelişki ve sorunu yaratıyor. Bu davaya bakmak hukuka uygun davranmanın baskısını oluşturuyor. Mahkeme de bu baskıyı hissetmek istemedi” ifadeleriyle kamuoyunun heyet üzerinde oluşturduğu baskıyı dile getirdi.

Yeni belgeler dosyaya eklendi

Değişen heyetle birlikte taleplerinin artık kabul edilmeye başlandığını belirten Sezin, ancak bu durumun sadece 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin yarattığı hukuksuzluğu örtbas etmek için yapıldığını kaydetti. Sezin, “Müdahillik talepleri reddedilen kurumların taleplerini kabul etti. Araştırma taleplerimizi kabul etti. Bunlarla beraber dosyaya çok esaslı belgeler girdi. Bir tanesi İlhami Balı’nın Türkiye’de arandığı dönemde Konya’da bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi edildiği. O tarihe dönüp baktığımızda Suruç Katliamı dosyasının firari şüpheli konumunda kendisi ama yine Türkiye’de bir hastanede tedavi edilebiliyor. Türkiye’de IŞİD katliamlarına karşı cezasızlık politikası var. Bu cezasızlık onlara koruma zırhı olarak da yansıyor” ifadelerini kullandı.

Sanık sandalyesi hep boş kaldı

Ceza yargılamasının yüz yüzelik ilkesine değinen Sezin, bu ilkenin Suruç davası için geçerli olmadığını söyledi. Sezin, “Bir kişiye dolaysız soru sorabilmeliyiz ve cevap alabilmeliyiz. Ama Yakup Şahin duruşmaya SEGBİS’le bağlanıyor. O kişinin Yakup Şahin olduğunu teyit etme imkanı olmaksızın soru sormak durumunda kalıyoruz. Sorduğumuz soruların hiçbirine cevap vermedi. SEGBİS ekranından onun mimiklerini, jestlerini, tavırlarını görme imkanımız da söz konusu olmuyor. Sanıkların SEGBİS ortamında duruşmaya bağlanmaları, mahkemeye getirilmemiş olmaları büyük bir sorun. Gerçek anlamda yüzleşmenin sağlanabilmesi için faillerin müdafi tarafla yüz yüze gelmesi gerekiyor. Sanık sandalyeleri yıllar boyunca boş kalmış oldu. Yakup Şahin hakkında bir kez duruşmaya getirilme kararı verildi ama mahkeme kendi kararından vazgeçti” dedi.

Katledilenler suçlu bulundu

Sezin, Suruç Katliamı Davası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) de çok sayıda başvuru yaptıklarını hatırlatarak, yaptıkları başvuruların çoğuna ret cevabı verildiğini ekledi. Gizlilik kararının devam etmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği üzerinden bir başvuru yaptıklarını dile getiren Sezin, “Mehmet Yapalıal’la ilgili sadece kamu görevini ihlalden verilen kararın yaşam hakkı ihmali bakımından bir başvuru konusu yaptık. Anayasa Mahkemesi’ne yaptığımız tüm başvurular reddedildi. Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından yaşamlarını yitiren kişiler sorumlu görülerek tazminatların indirilmesi kararı verildi. Böyle bir şey olabilir mi? Hakkında arama kararı olan kişilerin bombalı saldırıları sonucunda yaşamını yitiren kişilerin savaşa yakın bölgeye gitmesinden dolayı devletin sorumlu olmadığını iddia ediyorsunuz. Devletin, vatandaşın yaşam hakkını koruma yükümlülüğü görmezden gelindi. Bununla ilgili başvurumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşamasında. Henüz karar verilmedi” bilgisini verdi.

Hedef Tayyip Erdoğan’ın yargılanması

Suruç Katliamı’nın 7’nci yılında kamuoyuna, adalet talebi olan herkese çağrıda bulunan Sezin, davaya katılım gösterilip destekte bulunulmasını isteyerek şu çağrıyı yaptı: “Herkes Suruç Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin Suruç’a gidiş nedenlerine tekrardan bakmalı. Bugün her anlamda böylesi bir dayanışmaya ve birleşik mücadeleye ihtiyacımızın olduğunu anlamalılar. Suruç Katliamı’nın davası 5 Aralık tarihinde görülmeye devam edecek. En büyük taleplerimizden biri Davutoğlu’nun tanık olarak dinlenmesi. Hedefimiz Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun bu katliamın sorumlusu olan kamu görevlilerinin yargılanması. Asıl adalet ancak o zaman gerçekleşecek.”

Rozerin Gültekin

JINNEWS

İlginizi çekebilecek yazılar

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü