Yargı muhalifler için hız yaptı, devlet bağlantılı suçları akladı

ANKARA – Adli tatil yarın başlayacak, ancak yargıda en çok “talimatlı kararlar” gündeme geldi. Muhaliflere sudan sebeplerle jet hızıyla hapis cezası veren yargı, polis ve askerlerin karıştığı suçlarda “cezasızlık” yoluna gitti, JİTEM davalarında ise “zamana” oynadı.

Adli tatil yarın başlıyor. Bir yıllık mesainin ardından 31 Ağustos’a kadar nöbetçi mahkemeler, tutuklusu olan ve acil nitelik taşıyan davalar dışında duruşmalara ara verilecek. Yüksek yargı organları Danıştay ve Yargıtay’da ise nöbetçi heyetler görev yapacak.

Geçen bir yıllık süreçte yargı, davaları sonuçlandırma yerine muhaliflere yönelik yeni tutuklama kararları verilirken, çoğu dava ya düştü ya da zamanaşımıyla yüze yüze. Talimatların açıktan yapıldığı yargı alanında birbiri ardından soruşturmalar başlatıldı, davalar açıldı.

Tatile giren yargının bir yıllık karnesini derledik.

HAKİM VE SAVCILARIN YERİ DEĞİŞTİRİLDİ

Yargı alanında görev yapan hakim ve savcılar için sürekli görev yeri değişikliğine gidildi. Son değişiklik adli tatile bir aya kala 19 Haziran’da gerçekleştirildi. Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) kararıyla 5 bin 426 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi, 33 ilin başsavcısı değişti.

CEZA YAĞDIRDI, BAKAN YARDIMCISI OLDU

Muhaliflerle ilgili tartışma yaratacak hapis cezası kararlarına imza atan ve “AYM kararını tanımayan hakim” olarak bilinen Akın Gürlek, 2 Haziran’da Cumhurbaşkanı kararıyla Adalet Bakan Yardımcılığı’na atandı. Gürlek, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a “örgüt propagandası” suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezası, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu ise sanal medya paylaşımları nedeniyle 9 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Gazeteci Can Dündar’ı “kaçak” ilan ederek gayrimenkullerine el koyma kararı ile tanınan Gürlek, aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı 2,5 yıl hapisle cezalandıran isim oldu. AYM’nin Enis Berberoğlu’na ilişkin verdiği “hak ihlali” kararını da tanımadı.

KOBANÊ DAVASI

Geçen bir yıllık süreçte yargının iktidar tarafından nasıl kullanıldığına dair en somut örnek ise DAİŞ’in saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek HDP’li siyasetçilere açılan Kobanê Davası oldu. Davanın gerekçesi yapılan eylemlerden 6 yıl 3 ay sonra açılan davanın ilk duruşması 26 Nisan 2021’de yapıldı. Adil yargılama ilkelerine uyulmayan mahkemede aralıksız duruşmalar görüldü. Avukatların itirazları üzerine iki hafta duruşma iki hafta ara şeklinde periyotlarla sürdürülen dava da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları tanınmadı. Duruşmalarda, siyasetçilerin savunmaları davanın nasıl siyasi bir amaçla yürütüldüğünü ortaya çıkardı. Yargılamayı ısrarlı bir şekilde sürdüren mahkeme, adli tatilde de duruşmaları sürdürecek.

BAŞKAN ÇETE ÜYESİ ÇIKTI

Kobanê Davası’nın Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, kendilerini “Derin devletin ticari istihbarat ayağı” olarak adlandıran “Atadedeler” örgütüne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında 23 Mart’ta gözaltına alındı. Çolak’ın yerine başka bir hakem mahkeme başkanlığına atandı.

HDP’YE YÖNELİK KAPATMA DAVASI

Geçen yıl adli tatil öncesi yargıya verilen talimatlar üzerine Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında kapatma davası açıldı. 21 Haziran 2021’de açılan kapatma davasına ilişkin süreç Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) bir yıllık adli süreç boyunca devam etti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in sunduğu iddianameyi inceleyen AYM, usul eksiklerinin tespit edildiğini belirterek iade etti. Tekrar gönderilen ancak ilk iddianameden farksız olan ikinci iddianame AYM tarafından kabul edildi. HDP 5 Kasım 2021’de davaya ilişkin ön savunmasını, esasa ilişkin savunmasını ise 19 Nisan 2022’de AYM’ye sundu. AYM tarafından belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

JİTEM YARGILANMADI

HDP’ye yönelik kapatma davasında ve Kobanê Davası’nda aceleci davranan yargı, yıllardır süren JİTEM ve dönemin devlet yetkililerinin yargılandığı davalarda ise zaman aşımının uygulanması için özel çaba sarf etti. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, 24 Kasım 1991 yılında 7 sivilin öldürüldüğü ve yaralananların olduğu olayla ilgili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 33 askeri yetkili hakkında yürüttüğü soruşturma, “zaman aşımı” gerekçesiyle 1 Nisan’da kapatıldı. Bunun gibi diğer birçok davada ise zamanaşımının dolmasına ya az kaldı ya da uzun yıllar yapılan yargılamaların ardından beraatle kapatıldı.

MUSA ANTER DAVASI

Diyarbakır’da 20 Eylül 1992’de Kürt bilgesi Musa Anter’in katledilmesine dair açılan davada geçen uzun yıllara rağmen karar çıkmadı. Dava, JİTEM Ana Davası ve 1993 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından öldürülen Ayten Öztürk davasıyla birleştirilerek adeta zamanaşımının süresinin dolması beklendi ve dosya 20 Eylül’de rafa kaldırılacak. 2016 yılından bu yana Ankara’da görülen davada kovuşturma aşamasında eksik kalan birçok husus tüm ısrarlara rağmen giderilmedi ve bir sonraki duruşması zamanaşımına 5 gün kala 15 Eylül’de görülecek.

DARGEÇİT JİTEM DAVASI

Mardin’in Dargeçit ilçesinde 29 Ekim 1995 ile 8 Mart 1996 tarihleri arasında 3’ü çocuk 7 sivil ile birlikte Uzman Çavuş Bilal Batır’ın kaybedilmesine ilişkin 18 sanık hakkında açılan Dargeçit JİTEM Davası 7 yıl sonra karara bağlandı. Mahkeme, 18 sanık hakkında “Sanıkların meydana gelen olaylarla bağlantısını kuracak kesin delile ulaşılamadığı” iddiasıyla beraat kararı verdi.

ANKARA JİTEM DAVASI

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında olduğu 19 kişinin siyasi fikirlerinden dolayı infaz edilmesine ilişkin eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da aralarında olduğu 19 sanığa verilen beraat kararı, 5 Nisan 2021’de İstinaf’ta bozuldu. Kamuoyunda Ankara JİTEM davası olarak bilinen davanın duruşmaları sanıklar hakkında verilen beraat kararının bozulmasının ardından yeniden başladı. Bozma kararının ardından görülen 3 duruşmada mahkemenin, avukatların talebine karşılık, “Sizin istediğiniz belgeleri istemeye kalksak iki yılda gelmez siz de biliyorsunuz. Zamanaşımı da dolar” demesi dava, herhangi bir araştırma yapılmadan zamanaşımına uğratılacak.

ZAMANAŞIMI AZ KALAN DAVALAR

Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 yılında 33 aydın, yazar ve 2 otel çalışanının diri diri yakılarak katledildiği Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğramasına 1 yıl kaldı.

DEP Milletvekili Mehmet Sincar’ın Batman’da 4 Eylül 1993’te katledilmesine ilişkin açılan davada karar çıkmadı ve zaman aşımıyla karşı karşıya bırakıldı.

Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) beldesinde 3 Ekim 1993 tarihinde aynı aileden 7’si çocuk 9 kişinin öldürüldüğü Vartinis Katliamı’na ilişkin dava Yargıtay’ın bozma kararı üzerine tekrar görüldü. Dönemin ilçe Jandarma Alay Komutanı olan sanık Bülent Karaoğlu’nun henüz tutuklanmadığı dava, zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya.

RECEP HANTAŞ DAVASI

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde 14 Nisan 2019’da katı atık toplarken polis tarafından silahla vurularak öldürülen 20 yaşındaki Recep Hantaş davasında yaklaşık bir yılın ardından karar çıktı. Davanın 21 Haziran’daki duruşmasında polis Kazım Bozkurt beraat ettirildi.

KATLİAM DAVALARI

Uzun yıllardır süren 10 Ekim Ankara Katliamı, Suruç Katliamı davalarında yargı yerinde sayarken, birçok delil ve itiraflarla dolu olan Konya Katliamı davasında da, mahkemenin tutumu esas sorumluların yargılanmayacağı yönünde oldu.

10 EKİM

10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıkları ve insanlığa karşı suçtan yargılanan Erman Ekici’nin yönünden devam eden davanın toplam 16 duruşması görüldü. Geçen bir yıllık süreçte yine sanık sandalyeleri boş kaldı, avukatların gerçeklerin açığa çıkmasını sağlayacak taleplerinin hepsi reddedildi.

SURUÇ

Suruç Katliamı Davası ise, tek tutuklu sanık Yakup Şahin’e 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek kapatıldı. Firari sanıklar İlhami Bali ve Deniz Büyükçelebi’nin yargılaması ise sürüyor.

KONYA

Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin 30 Temmuz 2021’de katledilmesine ve katliamdan önce 12 Mayıs’ta Keleş ve Çalık ailesi üyeleri tarafından ırkçı saldırıya maruz kalmasına dair açılan iki ayrı davaların 4 duruşması görüldü. Katliam dosyasında tek tutuklu Mehmet Altun bırakılırken, saldırıya ilişkin dosyada ise sadece iki tutuklu kaldı. Dosyaların birleştirilmesi yönündeki taleplerin kabul edilmediği yargılamalarda, ortaya çıkan birçok delile rağmen katliamın arkasında kimlerin olduğuna dair herhangi bir soruşturma ise yapılmadı.

DENİZ POYRAZ DAVASI

HDP İzmir İl Örgütü binasına 17 Haziran 2021’de saldırarak, Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer hakkında açılan davada da 4 duruşma görüldü. Davanın görülen duruşmalarında avukatların bütün talepleri mahkeme tarafından reddedildi. Sanık Gencer’e yardım edenlerin ortaya çıkarılması yönünde verilen dilekçelere dair ise henüz herhangi bir gelişme yaşanmadı.

FAİLLER CEZASIZLIKLA ÖDÜLLENDİRİLDİ

Geçen bir yıllık adli yargı süreci boyunca birçok kadın katliamı ve şiddet davası da görüldü. Kadınları katleden ve şiddet uygulayan erkeklerin “iyi hal” indirimi aldığı davalarda, yargılanan kadınların yaşamı oldu. Üniformalı failler, cezasızlıkla ödüllendirildi. İpek Er’e tecavüz edip ölümüne sebep olan uzman çavuş Musa Orhan’a 10 yıl ceza verildi ama tutuklanmadı. Van’da 2 çocuğa cinsel saldırıda bulunan uzman çavuş Talip Korcan hakkında “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan başlatılan yargılamada “kovuşturmaya yer yok” kararı verildi ve davanın ilk duruşmasında tahliye edildi. 5 kadın-çocuk katliamı ve tecavüz davasında sanıklar beraat etti. 2 davada sanıklar tahliye oldu. Failler yargılandıkları yerel mahkemelerde “iyi hal indirimi” alarak cezasızlıkla ödüllendirdi. 9 faile “iyi hal” ya da “haksız tahrik indirimi” verildi. Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı’ya ise “haksız tahrik indirimi” ile 23 yıl hapis cezası verildi.

KADINLAR ‘HAKSIZ’ BULUNDU

Şiddet faillerini cezasızlıkla ödüllendiren yargı kadınlara aynı şekilde davranmadı. Yargıtay, Hatice Kaçmaz’ı katleden Orhan Munis hakkında, “Evlilik teklifini kabul etseydi öldürülmeyebilirdi” diyerek, indirim verilmesini haklı buldu. Yargıtay, Hafize Kurban’ı katleden Uğur Kurban’a da Hafize Kurban’ın “sadakatsizlik” yaptığı iddiasıyla fazla ceza verildiğine hükmetti.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DAVASI

Kadınlar da takip ettikleri davaların yanı sıra, Türkiye kadın hareketi tarihindeki en büyük ortak mücadeleyi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı açılan davaların duruşmalarında bir araya gelerek gösterdi. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı 200’den fazla tüzel ve bireysel başvuruyla “Yürütmeyi durdurma ve fesih kararının iptali” istemiyle Danıştay’da dava açıldı. Açılan yürütmeyi durdurma talepleri reddedildi, “fesih” kararının iptaline yönelik davaların duruşmaları ise 28 Nisan’da Danıştay’da görülmeye başladı. En az 60 kurum ve bireysel başvuruya dair davanın esastan görüldüğü 4 duruşmada da Danıştay savcıları, kararın iptal edilmesi yönünde mütalaa sundu. Danıştay, görülen 4 duruşmaya ilişkin kararını adli tatil öncesi yazılı olarak bildireceğini söylese de henüz davacılara tebliğ edilen bir karar yok.

ADALET ARAYIŞI HİÇ DİNMEDİ

Cezasızlığın zirve yaptığı bir yıllık süreç boyunca adalet arayışı kadınların mücadelesinde olduğu gibi hiç dinmedi. JİTEM davaları, Kobanê ve katliam davaları başta olmak üzere her duruşmada yakınlarını kaybedenler, haksız yere yargılananlar ve avukatları adalet taleplerini yineledi. Gerçeklerin açığa çıkması için tarafsız ve bağımsız bir yargının gerekliliğinin defalarca dillendirildiği duruşmalarda mücadele hiç dinmedi.

MA / Zemo Ağgöz

MEZOPOTAMYA AJANSI

İlginizi çekebilecek yazılar

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü