Yuvarlak masanın altılısı / İbrahim Çiçek

Krem rengi örtü masanın ayaklarını kapatıyor. Ortada iki bayrak var ve masa yuvarlak. Zevatın yan yana fotoğrafı ve masanın yuvarlaklığı katılanların eşitliğini imliyor.

Bu yönleriyle fotoğrafın “ana muhalefet” CHP’nin siyasal esnekliğine parmak bastığı da düşünülebileceği gibi muhafazakarlar ve faşistler tarafından kuşatıldığı da öne sürülebilir.

O masa siyaseten nasıl tanımlanabilir? İma ettiği eşitliğin muhtevası nedir?

Bunlar ve benzer soruların yanıtı ancak “masada ne olduğuna” bakarak bulunabilir.

Masanın etrafında düzenin altı partisi var. Erkek egemen devlete ve kapitalizme, inkarcı sömürgeciliğe, emperyalist sisteme ölümüne bağlı partiler bunlar. Herbiri, faşistinden politik İslamcısına; muhafazakarından icabında kendisine sosyal demokrat da diyen ulusal solcusuna hakim sınıfın yani Türk burjuvazisinin, burjuva siyasetin değişik nüanslardaki partileridir. Farklı bir anlatımla faşist şeflik rejiminin dayandığı “cumhur ittifakı” karşısında egemen burjuvazinin ikinci cephesidir, “millet ittifakı”dır bu!

Fakat etrafında altı partinin oturduğu o masada ne var?

Tarafların “güçlendirilmiş parlamenter sistem” olarak tanımlamakta anlaştıkları bir restorasyon programı masanın tam orta yerinde duruyor. Bu aynı zamanda bir anayasa taslağı da demek oluyor.

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem” ve bu eksendeki anayasa taslağında ne yok?

Masada kimler yok, ona bakarak hem restorasyon programının içeriği hem de onun dikte ettiği anayasanın siyasal ve toplumsal niteliği belirginleştirilebilir.

HDP’nin buraya çağrılmaması kötü bir şey değil. Bu anlaşılamazsa “yani ne bekliyordunuz ki” diye sorarlar insana. Orada HDP’nin olmamasına üzülmenin, hayıflanmanın, bundan ötürü dertlenmenin, ah vah çekmenin siyasi yön ve kafa karışıklığından başka bir anlamı olamaz.

HDP için o fotoğrafta bulunmamak yalnızca iyiye işaret değil dahası bir onur belgesidir. İyi ki HDP o fotoğrafta yoktur! İyi ki o masanın temsil ettiği siyasal program ve strateji ile yan yana görünmek gibi vahim bir duruma düşmemiştir!

Bir turnusol olarak HDP’nin o masada bulunmamasının siyasal anlamı nedir?

HDP, Batıdaki emekçi sol hareketin önemli bir bölümü ile Kürt ulusal demokratik hareketinin halkçı demokratik ittifakıdır. Fakat birleştirdiği kuvvetler ve talepler çok daha geniştir.

Demek ki, o masada Kürt ulusunun kolektif varlığı ve eşit ulusal demokratik hakları o yoktur.

Demek ki, o masada işçi sınıfının sendikal özgürlükleri, grev hakkı, politik grev hakkı, dayanışma grevi, genel grev, özgürce sendika seçme hakkı yoktur.

Kadınların özgürlük ve eşitliği, kadınlar için eşit işe eşit ücret de o masada yoktur.

LGBTİ+’ların onurlu, özgür ve eşit yaşam isteği o masada yoktur.

Suyuna, toprağına, havasına sahip çıkan emekçi köylülüğün istemleri ve kapitalizmin ekoloji yıkımını önleme sorunu da o masada yoktur.

Ne kitlesel kronik işsizlik ne de gençliğin geleceği o masanın sorunudur. 

İnkar ve asimilasyona uğrayan Alevi halkının demokratik talepleri de, soykırımlardan geçirilen Ermeni, Süryani, Rum Pontus halklarından özür dilenmesi, varlıklarının ve taleplerinin kabulü de o masanın sorunları arasında değildir.

O masada işçi sınıfı ve emekçilerin ücretlerinin arttırılması, yaşam koşullarının iyileştirilmesi yoktur.

O masada zamların geri alınması ve hayat pahalılığına son verilmesi, halkın temel haklarını ve temel ihtiyaç maddelerinin güvencelenmesi yoktur.

O, halkın faşist şeflik rejimine karşı öfkesini yedekleme tahtasıdır.

O, faşist şeflikle uzlaşma masasıdır.

O, inkarcı sömürgeciliğin devamının masasıdır.

O, kapitalist sömürü düzeninin, emperyalizme bağımlılığın masasıdır. O masa işçiden, emekçiden yoksuldan alıp patronlar sınıfına, tekellere ve emperyalistlere vermenin, zengini daha zengin yoksulu daha yoksul yapmanın masıdır.

O, egemen işbirlikçi tekelci burjuvazinin sırtını TÜSİAD ve emperyalistlere yaslamış kesimlerinin masasıdır.

O, Alevi inancının inkarı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devamı, Hristiyan halkların inkar ve aşağılanmasının masasıdır.

O, Laz, Abhaz, Gürcü, Çerkes, Çingene/Roman, Arap, Ermeni, Rum, Arnavut, Süryani, Pomak, Boşnak, ulusal topluluklarının yok sayılmasının, asimilasyon politikalarının devamının masasıdır.

O masa Kürt halkının, işçi sınıfının, emekçi köylülüğün, kadınların, gençlerin, ulusal toplulukların, inanç topluluklarının, tüm halkın politik özgürlüğü ve demokratik haklarını dert eden bir platform değildir.

Faşist şeflik rejiminden işlediği bunca suçun hesabını sormak da o masada yoktur. O masa bizzat faşist şeflik rejiminin kuruluşunu destekleyenlerin, faşist şeflik rejimi ve savaş politikalarına koltuk değnekliği yapanların masasıdır. Faşist şeflik rejimiyle uzlaşma masasıdır.

HDP’nin o masada yer almaması yaşanmakta olan siyasal saflaşma bakımından işçi sınıfı ve ezilenlerin, halklarımızın hayrına ve yararınadır.

O masa parlamenter restorasyoncu cephe hakkındaki hayalci beklentileri darbelemiş, siyasi netleşmeye hizmet etmiştir. O masanın tek iyi yanı budur. HDP o masada bulunmayarak egemen sınıfların faşist ve gerici parlamenter restorasyoncu iki cephesi karşısında ezilenlerin üçüncü cephesinin geliştirilmesi program ve stratejisini güçlendirmiştir. 

Türk sömürgeciliğinin bu altı partisinin de diğerleri gibi HDP ile eşitlenme derdi, sorunu yoktur. Sömürgeciler asla kendilerini sömürgeleştirdikleriyle eşit görmezler. Zaten Kılıçdaroğlu’nun açıklaması da “HDP’yi yok saymıyoruz” ama “eşit değiliz”den başka bir anlama gelmiyor. Ancak Kürt halkının, Türk işçi ve emekçilerinin, ezilenlerinin siyasal mücadelesi onların devlet ve düzenlerini tehdit ettiği koşullarda masaya “eşit” bir taraf gibi oturmak zorunda kalabilirler. Ki, o durumda da esas amaçları ezilenlerin devrimci yangınını söndürmek erkek egemenliğine dayanan burjuva faşist devletin ve düzenin, sömürgeciliğin restorasyonu için uygun koşulları elde etmek, ezilenleri o masada yenilgiye uğratmaktır. 

O masanın etrafında HDP yoktur ama o masada HDP’nin çokça tartışıldığını bilmek için müneccim olmak da gerekmez. O masanın en önemli “sorunu”, “derdi” “güçlendirilmiş parlamenter sistem” üzerinde anlaşmak değil, HDP’nin nasıl bu stratejiye av yapılacağıdır. Kilit sorun HDP’dir. HDP’nin bir şekilde o masının bir ayağına bağlanması o masının en önemli stratejik sorunudur. Bu ise ezilenlerin halkçı demokratik cephesinin berhava edilmesi, Kürt ulusal demokratik hareketinin bozguna uğratılması demektir.

İlginizi çekebilecek yazılar

Tags:

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü