Diktatör, sefalet ücreti ve mücadele…

  • Gerçekte yeni asgari ücret sefalet ücreti. Çünkü önemli olan nominal değil, satın alma gücü ve uluslararası para birimlerine göre yeni asgari ücretin durumudur.

Saray, TİSK ve Türk-İş temsilcilerinin oluşturduğu asgari ücret tespit komisyonu 4.000 TL üzerine anlaştı. Tabii Diktatöre de 250 TL ekleyerek  “işçi babası” yalanını sergilemesi imkanı verdi.

Faşist şef Erdoğan ve tetikçileri ile medyası, hemen yalan şampiyonluğunu kuşandılar. Geçen yıla göre %50’lik artışı “çalışanlarımızı…ezdirmeme kararlığımızı ortaya koyduk” (Erdoğan), “sosyal devlet anlayışıdır” (bakan Bilgin), “tarihi rekor”dur (iç savaş bakanı Soylu) yalanlarını yükselttiler. 

Gerçekte yeni asgari ücret sefalet ücreti. Çünkü önemli olan nominal değil, satın alma gücü ve uluslararası para birimlerine göre yeni asgari ücretin durumudur.

TÜİK’in kasıtla düşük (%20) gösterdiği yıllık enflasyon gerçekte % 50. Daha şimdiden yeni asgari ücretin alım gücü geçen yılın aynı düzeyine düşmüş durumda. Açlık sınırının biraz üzerinde. 2022 boyunca açlık sınırının altına düşeceği muhakkak. 

Dolara göre asgari ücretin düşüşü keskin bir sefaleti işaret ediyor. 123 dolarlık gerileme. Doğu Avrupa ülkeleriyle bile kıyaslandığında Türkiye’de asgari ücret sadece Arnavutluk’takinin 7 dolar üzerinde.

Üstelik Türkiye’de işçi sınıfının %54’ü asgari ücret düzeyinde ücret alırken diğer ülkelerde bu %5’i ile 20 civarında bir oranda kalıyor. Sefalet ücreti olduğu gerçeğini işçi sınıfı ve diğer yoksullar gerçek hayatta zaten  ağır sonuçlarını yaşayarak öğrenecek.

Ayrıca faşist şef  “işverenler üzerindeki maliyetini 450 TL aşağı çektik”lerini de eklemeden duramadı. Bu doğru. Burjuvaziye ucuz işgücü cenneti yarattığı gerçeğinin bir bölümünü övünerek anlatıyor.

Asgari ücret gerçekte ortalama işçi ücreti haline geldi. Çünkü işçi sınıfının %54’ü asgari ücret seviyesinde ücret alıyor. Diktatör ve tetikçileri, bu gerçeği bilerek hareket ediyorlar. Yerli ve yabancı sermayeye ucuz işgücü cenneti yaratarak kar oranlarını işçi sınıfını mutlak yoksullaşması yoluyla yükseltmeye çalışıyorlar. Yanı sıra işgalci ve kirli savaşa kaynakları aktarmanın aracı yapıyorlar.

Türk-İş yöneticileri  E. Atalay ve N.Irgat, işçi sınıfına hainliği  sefalet ücretini kabülde de, sonrasında överek de sürdüler. Gerçekte ortalama işçi ücreti olan asgari ücretin yoksulluk düzeyinin üzerine çıkarılması mücadelesi, işçi sınıfının asgari yaşam seviyesini yakalama mücadelesiydi. Burjuvazi, diktatör ve işbirlikçi işçi sendikacıları/hainler elbirliğiyle bu mücadelede sınıfa yenilgi aldırdılar

DİSK yönetimi de mücadeleyi kararsızca, zayıfça yürüttü ve işletmelerde eyleme girişmedi.

Şimdi bağlanmış sözleşmelerde yeniden görüşme dahil ve yeni sözleşmelerde işçi sınıfının sefalet ücretini çöpe atacağı mücadeleler geliştirme ihtiyacı var.

Sendikalı ve sendikasız işçi bölüklerinin bu mücadeleleri tekil ve iş kolu bağlamında yürütmeleri gerektiği gibi, sınıfın bütününe seslenip seferber olacakları mücadelelerle de yapmalıdır.

Asgari ücret öncesi ve sırasında sınıfın ağırlığını koyacağı mücadeleleri işbirlikçi sendikacılar engelledi. Daha elverişsiz koşullarda olsa da o mücadeleleri işçi sınıfı bugünden sonra yapma kararlılığını göstermeli.

Bu mücadeleler, en düşük emekli aylığını asgari ücret düzeyine çıkarmayı, temel ihtiyaç mallarındaki zamları geri aldırmayı, işsizlik ödeneklerini yükseltmeyi, gelirsiz yoksul emekçilere temel ihtiyaçlar olan kira, gıda, ısınma ve elektrik giderlerinin parasız karşılanması ve ülke çapında yasal statüde sağlanmasını da kapsamalı. Öğrencilerin barınma hakkının elde edilmesini de. Köylü küçük üretilerin acil taleplerini de.

Bu mücadeleler, aynı zamanda sermayenin kanlı kılıcı olan Erdoğan faşizminin saldırganlığına ve savaşlarına karşı bilinçlenmede işçi sınıfının geniş kesimlerinin eğitim aracı olacaktır.

Sefaleti red mücadelesiyle işçi sınıfı mücadelesini yükseltip, sınıfın örgütlü gücünü büyütmek komünist ve devrimci hareketin görevi olsun ki, Erdoğan faşizmini yenme mücadelesinde kuvvetleri hazırlama olanakları artsın.

Ziya ULUSOY